Bir ekonominin, içinde yaşadığı ekonomik sisteme, çevreye uygun yapıya getirilerek o sistem içinde daha uyumlu çalışmasının sağlanması için atılması gereken adımlara yapısal reformlar diyebiliriz.

Bu adımlar sadece ekonomik konularla sınırlı olmaz. Ekonomiyi yakından ilgilendiren ve etkileyen siyasal sistem, yargı sistemi, eğitim sistemi hep birer yapısal reform alanıdır. Demokratik, kapitalist ve dışa açık bir sistem içinde yer alan bir ekonomi bu sistemin koşullarına uyum sağlar.

IMF, kendisinden finansal olarak destek isteyen ya da danışmanlık alan gelişmekte olan ülkelere sürekli olarak yapısal reform önerisinde bulunmuştur ve birlikte bir program uygulamaları halinde de bu reformları o programın koşulları haline getirmiştir. Yapısal reform dendiğinde yalnızca ekonomi alanında atılması gereken adımları değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünün, düşünce ve ifade özgürlüğünün, bilimsel bir eğitim sisteminin yaşama geçirilmesi için atılması gereken adımları anlıyoruz.

Ama bunlar IMF’nin listesinde yer almaz.

Çünkü onun üstlendiği rolde ülkelere bu tür siyasal ve sosyal konularda öneri getirmek gibi bir amaç bulunmuyor. IMF ile aynı kavramı kullansak da yapısal reformlardan anladığımız, ülkeler olarak farklıdır.

Zamanında Avrupa Birliği için başvuru yaptığımızda bize verilen plan dahilinde ilerleme kaydetmiş ve oldukça gelişme göstermiştik.

Ülkemizin siyasal alanda yapması gereken yapısal reformların demokrasiyi, özgürlüğü, düşünce özgürlüğünü, hoşgörüyü, kişi haklarının korunmasını, kadın-erkek eşitliğini en üst düzeye çıkaracak düzenlemeleri beraberinde getirmesi gerekiyor.

Hukukun, devletin en üst seviyesinden vatandaşa kadar herkese eşit şekilde uygulanması sağlanamazsa, adalet tarafsız olmazsa öteki yapısal reformlar yürümez.

Eğitim sisteminde önceki sisteme geri dönsek ve o sistemi günün koşullarına göre revize etsek; o sisteme sorgulayıcılık, analitik düşünmeye yöneltme gibi unsurlar ekleyebilsek bu alanda yapısal reform yapmış sayılabiliriz.

Kamu kesiminde israfın yüksek göründüğü gereksiz harcamalardan vazgeçerek, çok büyük tasarruflar sağlanamayacak olsa bile, sembolik etkiler yaratacak ve bu nedenle bunların sınırlandırılması reformlar için motive bir başlangıç adımı olarak görülecektir.

Adım atıyor olarak görünmek bile itibar kazanmamızı sağlayacaktır.

Büyümenin ithalata bağımlı yapıdan kurtarılmasıyla cari açığın düşürülmesi ve sosyal güvenlik reformları zaten olması gerekenler..

Enerjiyi ithal ettiğimiz için bu cari açık kalemini azaltıcı önlemleri almamız, örneğin; güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak, cari açığımızın çok önemli bir yüzdesi enerji faturası tuttuğundan faydalı ve bir o kadar da etkili olacaktır.

Türkiye, son yıllarda  tarımsal açıdan kendine yeten ekonomi  olarak bilinen ülkelerin içindeki konumunu neredeyse tamamen kaybetmiş durumda. Tarım alanlarımızın yok olmasına ve hayvancılığımızın kaybolmasına yol açan nedenleri ortaya koyan bir çalışma yapılabilir ve buna göre ülkenin tarımsal açıdan yeniden kendine yeterli hale gelebilmesi için gereken her türlü önlem, maliyeti ne olursa olsun alınabilir.

Anlatmaya çalıştığım yapısal reformlar gerek okuduğum makalelerden, gerekse izlediğim programlardan aklımda kalanlar, bunlara ek olarak bir çok fayda sağlayıcı alan düşünülebilir.

İyi Haftalar