Yeni gelecek bir portföyümle ilgili araştırma yaparken rastladığım, en sevdiğim yapıyla ilgili bilgileri 5 çayınızla okumalık buraya koyuyorum. Tabi yine üstad D’Aronco şaheseri.

Geçerken yanına gidin ve kafanızı kaldırıp demirlerin arasından detayları inceleyin. Çok güzel.

 

İtalyan Sefareti Yazlığı, Sultan II. Abdülhamid tarafından Mimar Raimondo Tommaso D’Aronco’ya yaptırılmıştır.

Yapının yerinde daha önceleri bulunan köşkü Sultan II. Abdülhamit, Karadağ prensinin kızıyla evlenen İtalya Kralı Victor Emmanuel’e düğün hediyesi olarak vermiştir.

Daha sonraları bu köşk yıktırılmış, yerine D’Aronco’nun eseri olan bugünkü yalı inşa edilmiştir.

Giriş tavanındaki ‘’ Restitutio A.D. MCMVI’’ yazısı, yeni binanın inşa tarihi olarak 1906 yılını vermektedir.

Dış kısmı kagir iç kısmı ahşap olan geniş saçaklı köşk, özellikle asimetrik çatısıyla dikkat çekicidir. Yalının elli üç odası, bir sofası bulunmaktadır. Art Nouveau ‘nun öncülerinden olan D’Aronco, bu yapıda neo-barok sanatın etkisi altında kalmıştır. Geniş saçaklı çatıları ve çatı katındaki geniş kemerli balkon, yapının Art Nouveau özellikleri taşıyan bölümleridir.

 

Yalı, Faik ve Bekir Bey Yalıları ve Mısır Konsolosluğu’nun da aralarında bulunduğu, İstanbul’daki en güzel Art Nouveau eserlerden biridir.

 

Yapının cumbasında, balkon ve saçaklarında ise eklektik üslubun etkileri görülmektedir. D’Aronco arşivinde bulunan çizimlerden, ilk yapının bugünkü yapıdan daha küçük, üç katlı ve sade bir mimari üslupta olduğu anlaşılmaktadır. Yapı, ahşap kazık temeller üzerine oturtulmuştur. Zemin kat kagir, kat döşemelerinin araları tuğla dolgulu putrellerle volta tekniğinde yapılmıştır. Zeminin üzerindeki katlar ahşap, tuğla dolgulu ve bağdadi sıvalıdır.

Bugünkü yapı dikdörtgen planlı, dört katlıdır. Uzun kenarı yönündeki eksenine göre, simetriktir. Orta kısımda birer orta hol ve çift kollu geniş merdivenler bulunmaktadır. Kuzey cephesindeki merdiven holü 3m. kadar dışarıya taşırılarak, burada da bir simetrik görünüm sağlanmıştır. Yapının zemin katı giriş eksenine göre simetriktir. Kuzey cephesi, dört katlı diğer cephelere karşın üç katlı olarak tasarlanmış, bu kez de simetriden uzaklaşılmıştır. Üst balkon büyük bir kemer içerisine alınmış, üzerine de büyük girlantların asıldığı kraliyet arması ve bir de yıldız yerleştirilmiştir. Yapının güney cephesi ise farklı bir görünümdedir. Bahçeye büyük bir terasla açılan güney cephesindeki taş plasterler, küresel köşe taşları ile yapının sınırları belirginleştirilmiştir. Buradaki geniş saçak balkonları örttüğü gibi üst kattaki odaları da gizlemektedir. Yapının taş döşeli zemin kat holü, simetrik olarak iki yanında birer çift kolonla sınırlanmış ve bir iç avlu görünümüne bürünmüştür. Burada bir minerva heykeli görülmektedir. Yalının tüm katlarında D’Aronco’nun diğer yapılarında da çok sık görüldüğü gibi Art Nouveau üslubunda bezemeler vardır. Yapının gösterişli kısımlarından biri de sağdaki büyük bir mekanı kaplayan, yuvarlak babalarıyla ve büyük furuşuyla önce çift sonra tek sonra gene çift olarak yükselen merdivenidir.

1960’lı yıllara kadar İtalyan diplomatik misyonuna hizmet veren bina, yıllarca bakımsız kaldıktan sonra Prof. Dr. Afife Batur ve Ayşe Aykıl Kantarcıoğlu tarafından hazırlanan acil kurtarma projesi kapsamında 2006 yılında restorasyona alınmıştır.

Bu bağlamda iskeleler kurulmuş olsa da, yalıda herhangi bir onarıma başlanmamıştır.

Ne kadar yazık..

Umarım kurtarırlar ve biz de karşısına geçip hayran hayran bakarız..