Rusya’dan alınan S400 füzeleri yüzünden Türkiye kendi ortağı olduğu projeden F35 programından çıkarıldı, Türkiye’nin uçaklarına el kondu. Suriye’de YPG-PKK meselesi devam ediyor. Gülen’in Amerika’daki varlığı hala devam ediyor. Halk Bankası meselesi yargıda devam ediyor. Trump yönetimi faaliyetteydi, Trump’ın tüm hadsiz açıklamalarına rağmen bir şekilde yola devam ediliyordu. 

Biden yönetimindeyse bu mümkün olmayabilir, çünkü Biden herkesin de bahsettiği gibi kurumlar arası ilişkilerden yana bir başkan. Burada bizleri bir sorun bekliyor olabilir. Biden Ticaret Bakanlığı Ticaret Bakanlığıyla görüşsün, Turizm Bakanlığı Turizm Bakanlığıyla görüşsün vs. şeklinde, ancak çok büyük bir problem olursa bana gelinsin tarzı bir yönetimi benimsemişken, Erdoğan her şey bana danışılsın şeklinde bir yönetim sürdürüyor. 

Burada çok ilginç hikayeler toparladım yazılan çizilenlerden. Buyrun.

Biden ilk defa 1972’de Amerikan Senatosu’na seçilmiş bir siyasetçi. Peki Biden yönetimi Türkiye’ye nasıl bakıyor?

Biden senatoya ilk girdiğinde dış ilişkiler komitesine giriyor ve ilk imza attığı önergelerden biri Kıbrıs Harekâtı öncesi gelen ve Amerika’nın desteklediği haşhaş ekim yasağının kaldırılmasıyla alakalı askeri ambargo uygulaması, bunun sonucunda İncirlik Üssü kapatılmıştı hatırlarsanız, Demirel kapatmış, Ecevit destek vermişti. 1980 yılına gelince, Türkiye’de ortam zaten belli, Amerika ile bir anlaşma imzalanıyor, savunma iş birliği anlaşması, Amerika’nın büyük bir talebi var, Kıbrıs Barış Harekâtı nedeniyle NATO’nun askeri kanadından çıkan Yunanistan’ın geri alınması. Demirel ve Ecevit Türkiye’nin kazancı ne olacak diye direniyorlar buna.

12 Eylül darbesi geliyor ve 12 Eylül askeri hükümetin ilk kararı ne? Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüş izni. Bunu ne karşılığı yapıyorlar? Amerika’nın 12 Eylül sonrası insan hakları ihlallerine, demokrasi ihlallerine göz yumması karşılığında. O dönem Joe Biden senato heyetinin başında bize geliyor ve tamamen askeri taleplerle.

Biden Türkiye ile ilgili bir siyasetçi, daha sonra Obama döneminde de başkan yardımcılığı yaptı. 2011’de de Tayyip Erdoğan ameliyat olduğunda hiçbir neden olmadan Türkiye’ye gelmiş onu ziyaret etmişti. Herhalde gözüyle ne durumda olduğunu görmek için 🙂

Kamala Harris’in ise Türkiye ile ilgili bir ilişkisi yok, daha çok iç politika ve Uzakdoğu ile ilgili. Çin’in durumuna bakacak olursak, o konuyla daha yakın olacak gibi.

Başkan Yardımcısının ulusal güvenlik danışmanı, Nancy McEldowney.

Amerika’nın Ankara Büyükelçilik Müsteşarı’ydı. Ankara’ya Bakü’den gelmişti. Ankara’dan sonra ’da Bulgaristan’a Sofya Büyükelçisi olarak gitti. İnsan hakları ve demokratikleşme, basın özgürlüğü gibi konularda uzman ve ilgili birisi.

Başkan’ın ulusal güvenlik danışmanıysa Jake Sullivan.

Hillary Clinton’la beraber 112 ülkeye gitmiş, sağ kolu. Biden başkan yardımcısıyken ise onun ulusal güvenlik danışmanlığını yapmış. 2018’de bir siyasi dergide o zamanın Ankara büyükelçisi Eric Edalman’la beraber bir makale yazmışlar;

“Türkiye kontrol dışına çıktı, Amerika’nın bunu ona söyleme zamanı geldi!” 

Bunun sonucunda da Trump o meşhur hadsiz tweetini gönderiyor,

“Brunson’ı bırakın sizin ekonominizi mahvederim” 

Dışişleri bakanı Antony Blinken.

Blinken şu anda da uygulanmakta olan ve Türkiye ile Amerika’nın da arasını bozan Suriye siyasetinin mimarı olarak biliniyor. Erdoğan’ın Kıbrıs’ta 2 devletli çözüm önerisine de şiddetle karşı çıkan bir siyasi.

Amerikan Savunma Bakanı Lloyd Austin.

2003’teki Irak işgalindeki tümen komutanlarından biri, daha sonra Afganistan’daki Amerikan birliklerinin komutanı olmuş, 2010’da Irak’taki Amerikan birliklerinin komutanlığına getirilmiş, 2013’deyse Amerikan Merkezi Komutanlık komutanlığına atanmış. CENTCOM çok duyuldu, sanki kendi başına bir özerkliği olan komutanlık gibi, YPG’yle iş birliği IŞID’a karşı kullanılması, Kobani olayları, aklına o dönem ne geliyorsa emekli olana kadar onun döneminde yaşandı. Irak, Suriye, Afganistan bölgelerinde sorumluluk almış bir komutan.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika Özel Temsilcisi Brad McGurk.

Bütün hayatı güvenlik konularında geçmiş bir diplomat.

Adama “Kürdistan Lawrence’ı“ diyorlarmış, Lawrence of Arabia’dan esinlenip, düşünün yani..

En son 2015’de IŞID’le mücadele koordinatörü olarak atanmış. George Bush, Barack Obama ve Trump yönetimlerinin üçüyle de çalışmış. YPG’yi Türkiye’nin başına saran kişi, Amerika’daysa buradaki gibi değil de IŞID’i temizleyen kişi olarak görülüyor. Bizi çok mutlu etmeyecek bir kişilik.

CIA’in başınaysa William Burns geldi.

 William Burns Amerikan diploması tarihinde en seçkin üç dört diplomattan biri olarak görülüyor.

Amerikan yönetiminde, Türkiye’yle çok önemli noktalarda ilişkileri olmuş, Türkiye’nin etrafında olan olaylarla ilgili, zaman zaman bu konularda taraf olmuş kişiler yönetimde.

Artık Trump’ta olduğu gibi kendisine destek veren, kendi çevresinden olan alakasız işadamlarına makam dağıtılmış bir dönem yok.

Bunların hepsi Amerikan sistemi içinde değişik alanlarda çalışmış, uzmanlaşmış.

Amerikan başkanlığında sadece başkan değişmedi, tüm yönetim sistemi değişti. Bütün anlayış değişti. Kurumlar arası ilişki dönemine en erken ne zaman dönersek, o kadar iyi olacak gibi.

Bu arada bir not, şimdiye kadar görülmemiş oranda kadın bakan ve yöneticiyle çalışacak olan Biden yönetimi, bu yönüyle de diğerlerinden ayrışıyor.

İyi Haftasonları