Gayrimenkul
İstanbul ‘un bir semtinde, bir masanın etrafında oturmuş bir iş insanına sunum yapıyorduk.
2020 Şubat ayının sonları yani virüsün resmi olarak duyurulması, Çin ‘de fabrikaların kapanmaya gittiği, yaklaşmakta olan küresel hammadde krizinin bolca konuşulduğu ve ülkemizde de USD kurunun yavaştan hareketlenmeye başladığı günlerdi.
Ocak ayındaki ilk görüşmemizden bu yana USD kurunun 5,95 seviyelerinden nasıl 6,05 ‘e geldiğini; daha dik tırmanacağını, zaten âtıl olan tesisi sunumda belirlediğimiz fiyattan hızlıca satışa çevirerek sadece TL ‘den USD ‘ye dönse bile yıl sonuna döviz bazında 25-30% kar elde edebileceğini aktardığımızda; ’Bizi etkilemez, biz zaten hammaddeyi Avrupa ‘dan getiriyoruz’ cevabını vermiş ve toplantı da son bulmuştu. 2020 Aralık ayında USD kuru 7,35 seviyelerindeydi.
Satışın pazarlamasına ilişkin sözleşmeyi alamadık elbette.. 1-1,5 ay sonra olan biteni tek tek saymama gerek yok, globalde bir süreliğine petrol üretiminin durdurulduğunu hatırlayalım. Bugün kur 9,60 seviyelerinde..
Gayrimenkul sektörüne geçiş yapmamla, ekonomi ve piyasalarla eskiye nazaran derinlemesine ilgilenmeye başlamam aynı döneme denk gelir.
Ekonomik göstergeler ile siyasetin organik bağı ve piyasaların bu ilişkiye verdiği reaksiyon aslında ne kadar göz önünde. Bizim işimiz, piyasanın hareketlerini yakinen takip edip danışmanlık verdiğimiz yatırımcılara durumu artıları ve eksileriyle aktarmak çünkü gayrimenkul, basmakalıp kurallarla aldım-verdim diyebileceğiniz, hiç değişmeyen şartları olan durağan bir yatırım aracı değil.
Piyasa, alacağınız-satacağınız-kiralayacağınız mülkün değerini anlık olarak belirliyor. Rüzgârın hangi yönden estiğini belirlemek konusunda size en doğru ve güncel bilgiyi sağlayacak danışmanlarla iş birliği yapmayı bir kez olsun deneyimlemelisiniz.
Sevgiler



