Türkiye’deki servet dağılımından bahsetmiştim sizlere.
Bizim baby boomerlar servetin %57’sini ellerinde tutuyor, biz yani X kuşağı %16’yı, Y kuşağı %3’ü. Dedelerimiz de toplam servetin %24’üne sahipler, çok ciddi bir oran.

Servet derken bu arada sadece nakitten bahsetmiyorum, gayrimenkul de dahil olmak üzere kastım toplam varlık. Özellikle ABD’nin çok çeşitli ve derin bir finansal yatırım piyasası var. Onlar tasarruflarını gayrimenkulden çok bu finansal araçlar üzerinden yönetmeyi tercih ediyorlar buna karşın Türkiye’de durum bunun tam tersi. Bu işin iyisi kötüsü yok tabi, yatırım yatırımdır sonuçta, ben sadece rakam paylaşıyorum.
Konut sahiplik oranına göz atalım.

2014-2020 aralığında nüfusta 6 milyon artış oldu. 2014’te nüfusumuzun %61’i bir konuta sahipken 2020’ye geldiğimizde bu oranın %58’e gerilediğini görüyoruz. 5 milyona yakın konut yapılmış, ilk defa ev sahibi olan kişi sayısı 1 milyon. Kalan 4 milyon konut, hali hazırda bir veya daha fazla konuta sahip yatırımcı tarafından satın alınmış veya bir kısmı hala inşaat şirketlerinin elinde duruyor.
Gayrimenkul sektöründe var olmak aslında demografik ve finansal dinamikleri tek tabloda görmeyi gerektiriyor yani; her zaman karar veren ve parayı veren aynı kişi olmuyor ayrıca nüfusun genç ve sürekli artıyor olması aynı oranda bireylerin zenginleştiği anlamına gelmiyor.
Bir sonraki yazıda faizin konut alma üzerindeki etkisine dair rakamlar paylaşacağım.
Sevgiler
