

O zaman bu sefer Yürüyen Köşk’ten bahsedeyim.
Atatürk Yalova’yı çok sever.
Yıl 1929, Yalova ziyaretlerinin birinde, Ertuğrul adındaki yatı ile yaptığı bir deniz seyri sırasında görüp çok beğendiği çınar ağacının yanına bir köşk yaptırılmasını ister. Deniz kenarına yapılan köşkün inşası 22 günde tamamlanır. Ancak yapının yanındaki çınar büyür, büyür ve gün gelir çınarın dalları eve zarar vermeye başlar. Köşkün bahçıvanı eve dokunmaya başlayan dalı kesmek ister.
Atatürk bunu duyunca net bir ifadeyle şöyle der; ”Dal kesilmeyecek, köşk yürüyecek.”
Atatürk’ün doğa sevgisi nedeniyle çınarın kesilmesine karşı çıkması, mühendislerin bu meseleye bir çare aramalarına neden olur. Kafa kafaya verilir ve köşkün çevresindeki toprak, temellerine kadar kazılır, İstanbul’dan getirtilen tramvay rayları döşenir ve yapı doğuya doğru 4 – 5 metre uzaklaştırılır. Ağaca zarar verilmemesi için köşk kaydırılır ve bu nedenle köşkün adı ”Yürüyen Köşk” olarak anılmaya başlanır. Böylece yıllara meydan okuyan tarihi çınar ağacının dalının kesilmesine veya köşkün yıkılıp yeniden yapılmasına gerek kalmamıştır.
Yürüyen Köşk günümüzde müze olarak kullanılıyor. Alt tarafı mermer, üst tarafı ahşap olan köşkün denize bakan tarafı geçmişte toplantı salonu olarak kullanılıyormuş. Müzede, Atatürk’ün yatak odası, çalışma odası, banyosu, kullandığı malzemeler, Atatürk’ün annesinin işlediği yorgan, yastık ve çarşafları ile Atatürk’ün çok sevdiği gramafonunu görmek mümkün. Müzenin içi bir rehber eşliğinde 20 dakikalık aralıklarla gezilebiliyor.
Köşkün hemen önünde yaklaşık 30 metre uzunluğunda bir iskele var. İskelenin ucu sonsuz görünen bir ufka doğru bakar ve sizi huzurla buluşturur. Eğer ziyaret ederseniz bu “sade ve ferah” yapıya iskelenin ucundan da bakmayı ihmal etmeyin.
Kendinize iyi bakın.
